24 Ara 2010
17 Ara 2010
Cooffe prince
Bu dizinin tam bir takipçisi oldum.Bir kaç bölümüm kaldı.Ve sanırım bitmesini istemiyorum.İzlerken suratımdaki gülücükler hoşuma gitmiyor değil.
Kime dediysem Kore dizisi mi? Ne alaka? Neden ki? diyor.
Yooo şaşırmıyorum:) Geçen yıl bu zamanlarım aklıma geliyor.
Belki biraz içim burkuluyor.Bir yakınım izliyordu Kore dizilerini.Hep anlam verememiştim.Şimdi sanırım çok iyi anlıyorum ve itiraf edemesem de onu özlüyorum. Aşure günü daha çok hatırlattı sanırım. Napalım vardır bir hayır.Bakalım ne zaman karşılaşacağız sevgili dostumla:) dünyanın ayrı uçlarında olsak da.
Bir arkadaşıma da izlediğimi söylemiştim.Ne o öyle dedi.3bölüm birden izledi:) Sonra da beğenmiyormuş moduna girdi.Kim inanır? İtiraf etmesin mi dizi güzelmiş diye:))
Sevdim bu diziyi.Çekik gözlülere sempatim vardı.Bu dizi daha da arttırdı.Bir kaç zaman evvel Mısır Çarşısında dolanırken çekik gözlüleri görünce akrabalarımı görmüş gibi sevindim:))
Sadede geleyim.Romantik komedi olan biraz deli bir dizi sevenlere duyurulur...
Bir şey daha:Bu dizi yüzünden kahvelere ebru çalışması yapmayı düşünüyorum:)
Yani nasıl yaparım ne koyarım daha tam araştırmalarımı tamamlamadım.İnş. bir yerlerden bir şeyler bulurum nasıl yapıldığı adına.Güzel olur ben gibi kahve seven dostlarıma süslenmiş kahvelerden sunmak.
görüşürüz...
Gülüp geçmek
Neler mi oldu?
:))
Çok şey oldu.Bazı şeylere çok heveslenmemek gerek.İşe başladım 2. günü istifamı sundum:)) ilk gün sunduğum da olmuştu şaşırmadım yani:)
3. günü 4 gözle bekliyorum... Yoo 4.gün de olmasın dimi ya 3 deneyim yeter:)
Hmm heveslenme kısmına gelince benim olağan halim.Bir şeyleri beğenince ya da merak edince ya da beğenmeyince hep karşıma çıkıveriyor.Allah'ım nasıl bir sınanma bu dünyada diyorum.
Ama benim gibi bir kulun söylediklerinin bile karşısına çıkması güzel.Biliyorm bir şekilde her şeyimi bilen var ve kul gibi değil tek sahip olarak hükmederek karşıma çıkaran var:) Bu da çok hoş... Sonsuz şükür... İnş. hep iyileriyle sınanırım...
Bazen üzülmüyor değilim bazı şeylere.Bugün de aslında öyle bir gün sayılır.Başkası için üzüldüğüm dünyanın ne zor olduğunu düşündüğüm günlerden biriydi.Ancak o kişi eğer sınanmazsak o zaman korkmamız gerektiğini söylemişti.Allah'ım ne büyük olgunluk.
Ve düşündüm gülüp geçmek gerek bir çoğuna.Napalım dünya işte!
Gülüp geçmek kolay olsa keşke.Düşünmeden sorumsuzca olması güzel olurdu belki de.
Ama her zamanki gibi diyorum ki:
Hayr olsun...
4 Ara 2010
Gece gece bu fotoğrafa heveslenmedim değil. Sahilde yürümek ne iyi olurdu.
Bu ara hiç bir şey yazasım gelmiyor.Kendimi anlatmaktan vazgeçiyor gibiyim.Çünkü akşama kadar kendimi dinliyorum.Öyle çok geliyor ki bazen.
Bazen içinden çıkamayacak kadar yoğun geliyor dünyam bazense bomboş.Anlamıyorum hangisi.
Neyse...
Hasılı hala bloguma isim de bulmuş değilim.Malum gene sınavlar var pek düşünmüyorum.
Ama kararlıyım olacak inş. :) er ya da geç...
Bir de izlemeye başladığım kore dizileri var.Ne güzeller hayatları ne eğlenceli.Aynı bizim yeilçam:) şimdilerde nerde öyle filmler.Her film ya da dizimizde kim, nerde, ne oluyor belli değil.
İzlemek demişken aklıma geldi:geçenlerde Pers Prensi'ni izledim bence güzeldi.Anlık filmleri seviyorum an bütün hayatını değiştiriyor insanın.Niyeyse bi türlü farkında değiliz.Kelebek etkisi de anlıktı.Severim zat-ı alilerini:)
Evet başa dönelim konu çok dağıldı.Belki kumlarda dolaşamıyorum amma bende nette dolaşırım, hatta yetmez denizlere atılır gibi sörf yaparım :P
Saçmalama vakti mazur gör günlük, gece ya:)) haydin iyilikle vesselam...
29 Kas 2010
Çoklaşmak, yoklaşmak...
21 Kas 2010
Bayram
Bu şehri sevmeyeni anlayamıyorum.Tıpkı çikolatayı sevmeyeni anlayamadığım gibi:)
Bazı şeyler özeldir İstanbul gibi Kız Kulesi gibi.Bu özeli yaşamak bayramın 4. gününe nasipmiş. Bir dolansak mı dedik ve koyulduk yollara.Önce Kız Kulesi yaptık.Çok esrarengizdi.Ne için yapılmış kim bilir? Bir sürü söylenti var sonuçta.Ancak orada olmak çok keyifliydi.Bir de kuleden gölgeyi görünce dayanamadım bu fotoğrafı çektim:) Geri döndüğümüzde daha gün çok ilerlemediği için bir de Ortaköy'e geçelim dedik.Bayramı bayram ettik arkadaşlarla...Eve geldiğimizde izlemeyen yakınımla daha önce izlemiş olduğum Alacakaranlık'ı izledim.
Bayramda çocuklara şeker hamurundan rengarenk çiçekli kurabiyeler yapmıştım onlardan ikram ettim çocuklara.
Misafirler, gelmeler, gitmeler, etler:)) Güzel bir bayramı daha geride bıraktık.Ve burdan kutlamakta geciktik inş. güzel geçmiştir herkesin bayramı.Çok şükür benimki öyleydi.
Ve blog kurma fikrim vardı ya adamakıllı bir şey.Ona isim aradım durdum daha bulamadım bir şey.Bakalım bulduğumuzda inşaat temelleri atarız inş.
Hmm bir de son zamanlarda taktığım bir şarkı var B.o.B. ft. Hayley williams_Airplanes şu an bile o var kulağımda.Sanırım uçma aşkı geldi gizliden gizliye.Şarkılar , kuleler:)) Neyse benden bu postu okuyanlara gelsin.Güzel şarkı yüksekleri sevenlere:)
6 Kas 2010
PRESTİJ
Filmin sonunda şaşırmayı isteyenlere bire bir.
Biraz kafa karışıklığı , bilim kurgu sevenler için ideal.
Sonunda 2 defa şaşırdım.Aslında buraya konuyu yazarım ;ancak ben ne filmin ne de kitabın sonunu öğrenince devam edebiliyorum ve söyleyenlere çok kızıyorum.Hep gerçekçilik beklemeyenler 2006 yapımı bu filmi izleyin derim.Güzel bir şey yedikten sonra ağzınızda hoş tadı olur, kitaplarında bitince hoş bir lezzeti vardır, bazı filmlerinde öyle... Bu film de öyle işte.
İyi seyirler:)
1 Kas 2010
KONYA gezisinden alıntılar




Son zamanlarda hep gezilerimi bir günlük yapar oldum.Şehri bir gün doya doya dolaşıyor sonra eve dönüyorum nasip böyle ilerliyor .
27 Eki 2010
Portekiz yemeğiymiş...

21 Eki 2010
Benim gündemim (her telden)
Bende kendi gündemimden pay biçtim yazayım diye.
Tabi olağan gündemle başlamalı sonrası Allah ne verdiyse:)
Anlamıyorum bu başörtüsü mevzusunu neden bu kadar büyütüyorlar?
Korkuları ne? Ya da hangi hayal ürünü korkuları?
Birilerinin uydurmasyon senaryoları sebebiyle başkalarının gerçekleri mahvoluyor haberleri yok!
Aslında var haberler, ;ancak bencillik işte!
Bari bana dokunmayan yılan bin yaşasın modunda olsaydınız da rahat rahat çözülseydi şu sıkıntılar.Bırakın millet ne giyerse giysin.,.
Moda olarak başörtüsü olsaydı binbir takdirle sokarlardı içeri. Neyse ya gündemden baya etkilenmişim inş. hayırlı olur...
Aylardır bitmesini istediğim dershaneden yarın kurtuluyorum.Nedense mutlu ama garibim.Her girdiğim ortamda oranın en az yarısıyla ayrıldığımda görüşürken buradan tek görüşeceğim 2 kişi:)) bu benim geçimsiz illet biri olduğumu göstermez sadece biz farklı dünyaların insanlarıyız:)))
gene de bittiğine seviniyorum sanırım:)
Resimden de anlaşılacağı üzre gribm sonbahar bekletmedi acı yüzünü..
Görüşmeyeli ya film izledim ya nette fotoğraf baktım.
Çok hoş fotolar var.Bir de tezhipler tabi :)) inş. sınav sonrası devam diyorum.
Burayı kapatırım sanırım dükkan kapalı misali:) şimdilik öyle düşünüyorum yani adamakılllı bi blog açmayı böyle geyikler yapmamayı falan...
Ve izlediklerim:
Aşkın son mevsimi:Tolstoyun hayatı diye izlemeye başladım yanındaki çaylak yardımcının aşk hayatı çıktı.Beklediğimin aksine bi filmdi.İtiraflarımı okuduğumda seneler evvel çok etkilenmiştim.Filmde hiç etki yoktu.Tek doğru yapılmış olan :James Mcavoy'un gerçekten de yüzünün geçmişe yakışması.İzlemeye değmez izlemiş bulundum atlaya atlaya...
Erefpaşalılar: Bu film ne övülmüştü.Beğendim mi? Malesef hayır:( Çok aile tadında konusu çok basit çekimleri tv dizisi gibiydi. Bu da merak ettiklerimdendi.
Çok film hareketler bunlar:
Bildiğimiz güzel hareketlerin aynısı tek fark mekanlar değişik.Çocuklara olumsuz davranış bol.Yeğenimin ısrarıyla açtım baktım olacak gibi değil izin vermedim ben izledim:) kötü teyzeyim biliyorum ama o yanlışı doğruyuı seçemez!
NOT seni seviyorum:
Her yerde karşıma çıkan film.Hiç merak etmediklerimdendi.Tw'de tanışma sahnelerini gördüm izleyeyim bari dedim.Ertesi günlerde izledim meğer asıl ana sahneden girmişim konuya ben :))
Ve çok okumak istediğim kitap: Mümin Sekman Limitsizsiniz
Her yerde karşıma çıkanlardan bir taneside bu kitap.İnsanları ne denli değiştirdiği ne kadar etkili olduğu yazıyordu.Çok merak ettim ve aylar sonra okudum.Sonuç:Anladım ki bir şeyi çok beklememeli.Filmde kitapta ya da herhangi şeyde gözümde büyüyor büyüyor sonra beğenmiyorum.Beni etkilemedi.Kişisel gelişim okuyacaklara Muhammed Bozdağ "Düşün ve başar" daha etkili kanımca, derim...
Hayırlı günler herkese...
12 Eki 2010
HİÇLİK
5 Eki 2010
Avrupa'da yürü Asya'da adımların olsun:)

1001 İCAT SERGİSi

İlk harita
(filli saat)28 Eyl 2010
OYUNCAK HİKAYESİ
17 Eyl 2010
Ahmak insanlar yaşadıkça akıllıların kıymeti bilinmez ki.Bu yüzden kıymet beklemek imkansız! Beklemiyorum.
Gece seni ne çok seviyorum bir bilsen.Bilme ama istemem! Gecelerime gün doğmasın.Ben seni böyle sevdim karanlıklarınla.
Günübirlik hayatımın günü ikilik geçen zamanları var.Ve ben bu zamanlara kızgınım.Onlara inat artık sek sek oynuyorum hayatta!
16 Eyl 2010
ANKARA
"Biz her şeye esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan hep esirgeyen ve hep bağışlayan
Rabb'in adıyla başlayan adamlarız Anna!
Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların,korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız bundan ..." der ve devam eder Tarık Tufan.Hep diyesim gelir bu satırları okuduğumda "Ahh Anna ahh anlayamadın bir çok şeyi! Anna olmak meziyet ve eziyet arasında bir şey çünkü".
10 Eyl 2010
Mutlu bayramlar:)
6 Eyl 2010
Ve sonbahar...
İlkini ve sonunu severim baharın,yazı da severim, kışı da.Biliyorum geriye bir şey kalmadı ;ama kalması şart mı? Hepsi birden sevilmez mi?
Ve sonbahar...
Mis gibi esen rüzgar, biraz soğuk belki biraz yağmur.
Ve o çok sevdiğim eskise bile dinlemekten keyf aldığım şarkı "İstanbul'da sonbahar" en sevdiğim kısmı şarkının: bir yerde istanbul'da sonbahar dedikten sonra dıp tıss sesleri kalması sadece sonra şarkıya devam etmesi...
Sonbahar
Hafif üşümeye başlarsın alırsın battaniyeni üşümene inat ısınmak için bir de kahve yapmışsan en sıcağından (ben pek sıcak içmem asklında:) ) derin derin dalmışsan sonbaharın sakin serüvenine senden iyisi var mı?
Sonbahar sanki huzur...
Hep eskime mevsimi gibi görünse de bence aslında yenilenme mevsimidir sonbahar.Arınırsın tüm yıpranmış yapraklarından.Bırakırsın rüzgara kendini derinlemesine işler rüzgar ruhuna.
Hep başlangıçlar mevsimidir sonbahar.Tatil sonrası düzene giren hayatların, okulların, kursların, işlerin, yeni tanışmaların, yeni dostlukların, yeni hayallerin, yeni adımların başlangıcıdır sonbahar.
Sinesinde güzel şeyler barındıranlar için bir umut, depresyona meraklı bünyeler için derin bir kuyunun başlangıcı gibidir.
Böyle değişik bir şeydir sonbahar...
Herkesin yeniliklerinin güzel ve hayırlı olması dileğiyle:)))
NOT:Ben hayırlı dediğimde neden hep farklı algılanıyor? Sadece belli işlerde hayr olmaz her şey de olabilir ve en güzeli hayr olunca olur biline :)
4 Eyl 2010
Kelebek

22 Ağu 2010
Şimdi film izlemeyi neden bu kadar çok seviyorum daha iyi anladım.
Farklı hayatlar çok eğlenceli oluyor.Herkesin her şeyinin farklı olması ve bunları fark etmek çok eğlenceli.
Bir iftar davetine gitmeyerek kendimi çalışmaya adamıştım ki son anda vazgeçtim.
Açtım pc'yi başka hayatları tanımaya koyuldum.
blog blog üstüne blog dünya üstüne:))diye başladım dolanmaya.
Derken bir film izlemeli dedim.Faceyi şöyle bir adım attım ki en çok izlenen filmlerden birini izleyeyim.
Ve başladım izlemeye...
Gayet eğlenceli oluyormuş.
Filme gelince bilindik filmlerden biri tanıtmaya bile luzum yok.
Filmden aklıma takılanlar:
Telefon kulübelerini her daim sevdim acaba nasıl aranabilir bu kulübeler? Arama olasılığı var mı?
Sevdiğim ya da sevmediğim şeyleri filmdeki gibi sıraya dizmeye kalksam sanırım bitmez.Bir şey daha sevdiklerimle sevmediklerim arasında sadece bir sınır var her an o çitten birbirlerinin hesabına geçebilirler.
Film izlerken çikolataya doyum olmuyor bim'in uydurmasyon çikolatası bile olsa ve ben bunu yeğenimin zulasından yürütmüş olsam da:))
Şuan "Regina spektor ne me quitte pas" dinliyorum ve işin garip kısmı bunu da bir blogtan dinliyorum:) sanırım filmlerle insanları seviyorum.
Farklı hayatlar ,fikirler, sevilenler, sevilmeyenler, insanlar bana eğlenceli geliyor.
Filmler de...
Bir sürü şeyi fark edebildiğim için mutluyum...
Ve çok şükür diyorum.
16 Ağu 2010
Yükseklik korkusu
3
14 Ağu 2010
Her şey bir noktadan başlamaz mı?
Önce nokta sonra birleşir bir çizgi sonra şekil, koca koca yaratılmışlar ,düşünceler , kelimeler, alem ...(sonsuzluk)
Hepsi noktayla alakalı değil mi?
Birleşmişlerin en küçüğü nokta.
Ne hoş şey bu nokta.
Neleri birleştimedi ki?
Hepimiz noktayız şu alemde, herşey bir nokta.
Varlık nokta yokluk nokta
Hepsi geçiyor bir solukta :))
uymadıysa idare edin artık bu noktalı ünlem halimle bu kadar (noktasız ünlem de varmış gibi:))
10 Ağu 2010
8 Ağu 2010
Yorgun bir günün ardından -o gün gene pazar-
Ve gördüğüm bi yerden ,aklımda kalan hoş satırlar
Esrarını dil zaman zaman söyler imiş
Aşk ehli olup da ,mihnet-i cihana
Ben sabr ederim diyen yalan söyler imiş...
Şimdilerde anlamı:
Gönül senin sırlarını zaman zaman söylermiş
Gam,dert, tasa vaktinde destan söylermiş
Aşık olup da ayrılık derdine,kederine,belasına
"Ben sabrederim" diyen yalan söylermiş...
Haleti
4 Ağu 2010
Hayalim de ki zaman
Hayalimde ki mekan buralar gene, zamansa çoktan tüketilmiş durumda
Biliyorum hep tarihi güzel yönleriyle görüyoruz
Biliyorum o zamanda insanlar hep çalışırdı
Biliyorum ne ısınmak için kombi ne çamaşır için makinesi ne sıcak su ne internet ne o ne bu vardı
Biliyorum zengin zevk sefa içinde fakirse son derece fakirdi
Biliyorum kadınlara fazla değer verilmezdi 4 hatun bir adamın eşi olurdu
Biliyorum kadınlar hep geri planda kalırdı
Biliyorum gezmek çok zordu
Biliyorum biliyorum biliyorum
Şunları da biliyorum:
Tarihin kötü yönleri var.Şimdilerde ise hem tarihin hem insanların en kötüsü var.
Şimdi insanlar gene çalışıyor.Fark şu eskiler kafalarını yatağa koyduklarında ya da dışarıda dolandıklarında huzur bulurken şimdilerde huzur huzursuzlukla çarpım halinde her halukarda negatif yani.
Evet elektronik eşyalar yoktu ancak eşyalara hizmet edene de yoktu, sadece adamlar kendilerine yetecekle meşguldü.
Zengin fakir ayrımı her dem var.Belki şuan uçurum yok ancak insanlar şimdilerde her şeyi kılık kıyafet,marka,iş güç,makam mevki hastalığı olarak görüyor.
O zaman en azından 4 kadının bir eşi olurdu şimdilerde ne adamların eşi belli ne kadınların(!)
Şuan kadınlar pek bir ilerlemiş mi ki? Eskilerde belki kadınlar narin hatunlar olarak görülürdü. Şimdilerde adam eşitiz diye kadınla evde uzakdoğu spor müsameresi yapıyor kazanan ve dayak yiyen kadınlar,işe gidip ev işi yapan kadınlar vs...Bu mu kadının değeri???
Evet gezmek zordu.Ancak güzeldir diyorum bir çok şeyin tadı.
O zamanın ramazan gecelerinin , bayram günlerinin, düğünlerin tadı ayrıdır.
Şimdi eğlence için insanlar bir makine başında saatler harcıyor o zaman insan insanla vakit harcıyordu.Seviyorum o dönemleri,seviyorum divan şiirlerini, seviyorum yozlaşmamış aşklarını...
Biliyorum bu dönemde yaşamam hayırlı, gerekli diye Rabb bu döneme nasip eyledi beni.
Ancak merak işte.Her Topkapı sarayına gidişte bahçede koşmak istiyorum.
Seviyorum o dönemi o şahşahayı OSMANLI'yı...
31 Tem 2010
ALİCE HARİKALAR DİYARINDA
27 Tem 2010
26 Tem 2010
SENİ SEVİYORUM YAĞMUR...
24 Tem 2010
23 Tem 2010
18 Tem 2010
Hem zehirdir zaman hem panzehir
Birden verdi de zehrini bitirdi sanırsın oysa daha vardır zulasında!
Bitmez öyle kolay kolay.Büyüdükçe çoğalır zehri ve ona inat panzehiri.
Bir dokundumu o yakar ta içeri nerede olduğunu bilemeyecek kadar içeri, o kadar içeri ki sana aitmi değilmi şaşırırsın bazen.O sızlayan yeri ara ara hissedersin.Zehrin dokunup yıprattığı mekan orasıdır çünkü.Sindire sindire kana karışır.Bir yerdeki hüzne bütün bir bünye alışır.
"Varmı benden bedbin?"dersin sesli sessiz yüreğine.
Ama boştur bu serzenişler.Gene o zehrin şifası zamanla kendini gösterir.
Ve hiç birşey kalmaz sonunda.
Az bir sızı diğer sızılar geldiğinde hatırlanılan.
Eğer ki şanslıysan o sızıda geçiçidir.
Şanslı olmak sızının geçiş müddetiyle alakalı değildir ama.
Nasiple alakalıdır.Sığınmayla dosttur, yakarışla kuvvetlendirir kendini.
Bu zehir ve panzehir olacaktır elbet. Kuvvetlenmek için dostu bulmak için...
Tek sığınılacak olana kavuşmak için şarttır zehir ve panzehirin iş birliği.
Ve sonunda o nasipli kısım kavuşur, yerine yurduna...
Kavuşmak ümidiyle...
14 Tem 2010
Art arda izlediğim filmler
UZAK İHTİMAL
Tarık Tufan'ı severim, çok zaman önce aklımdaydı bu film unutmuşum film unutulan yere geri dönünce izleyiverdim.
Film Fransız filmleri gibi, hani şu sanki amatör kamerayla çekilmiş kavgaları bile sakin olan filmler gibi.
Bir müzezzinimiz var görev için İstanbul'a gelen yan komşusu Hristiyan bir kız.
Öyle böyle derken kızı çok merak ediyor.
Adam çok iyi niyetli biri ama iyi niyet yetmiyor her şeye.
Kıza açılamıyor kızda ona açılamıyor bir türlü.
Kız rahibe olmaya kararlı.Bu konuya hakim bir film.
Ben yarım kalan filmleri kitapları sevmem...
Benim filmlerinde bitiş sahneleri tam olmalı.
Hüzünse tam yaşanmalı ,mutluluksa doyasıya hissedilmeli.
Kısacıktan olunca anlayamıyorum :)
Tamam belki sonu var bunun ama işlenişi çok üstünkörü filmin .
Yalnız verdiği birçok mesaj var alabilene.
Fransız filmleri sevenlere, farklı bir hayat portresi izleyelim diyenlere önerilir.
Hatta "aman aç izle bir film sevsende sevmsende" derim...:))
Art arda izlediğim filmler
8 Tem 2010
2 Tem 2010
BAŞ NOT:Günün giriş gelime sonuç halleri ve düşündük, düşünmedik, yaptık ,yapmadıklarım
1 Tem 2010
Bugün AYI gördüm...
25 Haz 2010
21 Haz 2010
9 Haz 2010
Hep saklıydı yüzün!
Kendini gizleyen cariye gibi...
Ben arayan oldum Kays misali...
Sense Leyla idin.Bir adını bildim bir seni...
Seni diyorum çünkü geçmiştim maddeden ben.
Ruhtu tek varlığım tek düşüncem.
Zaman işliyor sevdiğim hemde aleyhime.
Sadece benim aleyhime.
Tek tek atıyor senden uzak dakikalar yeni bir sayının üzerine.
Tek tek değişiyor saat adını yenisiyle.
Bense hep sana aşık bekliyorum!
Ben seni beklerken kimbilir sen hangi gönüle dem vuruyorsun?!
Ah minel aşk!
Sana itiraf kölelerine itiraftan pek zor!
Seçe seçe seni seçmek bana ağır gelen.
ahh aşk...
Tek derdim sensin...
Kimsin, nesin, rengin , şeklin ne bilmem.
Ama tek aşkım sensin...
Ben dedikleri gibi "aşka aşık biriyim" ve bu konuda çok yeniyim...
6 Haz 2010
20 May 2010
OkuYORUM...
Bir kerre dokunsan teline saz-ı derunun
Bin türlü nevazişle düzelmez bozulunca...
Yeni Türkçesi:Gönül sazının teline hata ile bir kere dokunmaya gör; eğer bozulursa artık bin defa tamire kalkışsan yine de düzelmez...
Çok güzel Osmanlıca... Ne hoş beyitler var ahh ahh...
Şimdi nerde böyle ince ruhlar!
19 May 2010
14 May 2010
Film izlemem gerekiyordu, "ne olabilir ne olabilir?" derken aklımda olan filme başladım... Karşınızda "Sherlock holmes"... Bir deli ve onun veziri edasında bir film. Delinin veziri olurmu demeyin , delilerde kendi alemlerinde kraldır belki de en mutlu krallardan:))) neyse konuyu geçeyim. Böyle akıllı zeki bir tip Sherlock.Döveceği adamın bile hesabını yapacak cinsten zeki.. Sonra yanındaki vezirle dolanmış ipleri çözüp sarıyorlar:)) vezirde doktor.Hasılı güzel bir film be yawww tavsiye edilir... Biraz pasaklı dünyadan elini çekmiş olsada izleyince "bir sharlock neden yok hayatımda:((( " dedim...
Hoş dünya üzerinde zeki adamlar az bana o azı denk gelmesi katrilyonda bi ihtimal bile değil:)))