27 Tem 2010


Küçükken bir laf etmiştim hala ederim "herkes kendi penceresinin önü gibi görür dünyayı daha öteye geçmesi zordur"
Herkes kendi düşündüğü gibi bakar olaylara.Neydi o? hmm empati hep derler ya empati yapın.
İstesen de yapamazsın! Hep eksiklerde kalır o empati hep tamam olmaz.
Bugün bunu çok yaşadım:) ben gibi düşünmeyen bir sürü kişi vardı.
Anlamaya çalışmaktı elimden gelen herkes gibi.
Ama o pencere var ya; ne onlar beni anladı ne ben onları.
Tek tesellim en azından denedik, demek oldu.
Aslında en güzeli bu herkesin farklı düşünmesi farklı yaşaması.
Herkes aynı şeyi sevseydi sevilecek hep aynıları olurdu ,herkes aynı hayali kursaydı herkes yaşadığı için bir anlamı olmazdı, herkes aynı olsaydı yeni şeyleri öğrenmek ne mümkün , herkes aynı aynı aynı olsaydı çok sıkıcı tek bir düzeyde olurdu hayat.
Farklılıklardan ne çıkardığımız önemli sanırım.
Farklılıklar insanları değerli kılıyor bazen kızsamda.
Tam bir dengede yaratılan dünyada çok şanslıyım ,herkes gibi benden de bir tane var ve bana özel benim pencerem (dünyam) :))

26 Tem 2010

SENİ SEVİYORUM YAĞMUR...

Öyle çok istedim ki yağmurun yağmasını bugün.
Sanki toprak da ben gibi susamış sandım
sanki o da özlemiş tınısını yağmurun
İnsanların yozlaşmış, abartılmış bünyelerinden toprak da sıkılmış gibi hissettim
Belki yağmur yağınca dakikalarca olsa bile insanlar toplanırlar
Belki yağmurdan her şey rahatlar diye hissettim
Yağmur yağmadan önce "baba sence bugün yağmur yağar mı?" demiştim
Ve babamın "bilmem" sözcüğünün ardından başladı o güzelim damlalar
Bugün berattı bugün bu yağmurla daha güzel olduğunu hissettim
Önce uzattım kafamı balkondan damlalar bana çarparak düştü sonra izledim yağmurları
o damladı ya da ağladı ben izledim
Her damlada ayrı melek vardı
Ve her damlanın tek bir Hükümdarı vardı
Her şeyin tek Hükümdarı
Bugün berat bu damlalar gibi dökülseydi günahlar,kirler,paslar
Bugün berat uysaydı sözünde dursaydı yağmur gibi gönüller
Tek sahibinin derdine aşkına yansaydı
Bugün berat bir senelik yolların çizildiği muhteşem gün
Yağmur gibi şaşırmadan yollarında yürüseydi
Bugün berat
Yağmur, berat ve dua ne güzel üçlü yönelmeye hazır...
Hayırlı kandiller...












24 Tem 2010


Pek bir ehli keyfim...
Ya da aklı bir karış havada.Doğrusu bazen aklın bir karış havada olması iyidir.Daha net görünür hayat daha kuş misali bakışı atıverirsin dünyana.Bu da birçok şeyi anlamak için nimettir aslında!

23 Tem 2010

Geceleri seviyorum...
Sanırım yalnız kalmaya bahanem olduğu ve tek fırsatı bulduğum için.
Dinliyorum kendimi geceleri.
O beni dinliyor ben geceyi sanki.
Gün bazen zihnimde film fragmanları gibi dönüyor dönüyor süründürüyor kendini bazense umrumda değil hayat; dün,bugün,yarın,gün pek birşey ifade etmiyor...
Bugün de gecede yazıyorum gene.
Penceremin camını açtım hafif içeri girmeye çalışıyor rüzgar ama nafile sıcaklık müsade etmiyor.
Gece bile mesai yapıyor birçok yaratılmış...
Hep günlük denen şeyleri de gece yazardım hiç biri kalmadı hepsini ya yırttım ya yaktım.
Bu sayfa da öyle bir şey işte ;ama sonu ne zaman gelir bilmem.
Bildiğim şeylerden biri o kadar yapmak istediğim şey var ki!Hepsini sınav sonrasına bırakıyorum.Blogları yenilemek, bi sürü kitap okumak ,çokça film izlemek en önemlisi sorumluluktan kurtulmak bir müddet.
Bir de belki fotoğraf çekmek.Bu ara taktım çekilen fotoğraflara bakmaya.Haydarpaşa favorim:)) ancak saati de dahil olması.Belki gider orada poz da veririm :))
Böyle işte...
Herşey geçiyor hep umutlar değişiyor ama hep aynı dünya.
Gece sohbeti de iyi geldi:)) artık uyuyabilirim...

18 Tem 2010

,

Hem zehirdir zaman hem panzehir

Birden verdi de zehrini bitirdi sanırsın oysa daha vardır zulasında!

Bitmez öyle kolay kolay.Büyüdükçe çoğalır zehri ve ona inat panzehiri.

Bir dokundumu o yakar ta içeri nerede olduğunu bilemeyecek kadar içeri, o kadar içeri ki sana aitmi değilmi şaşırırsın bazen.O sızlayan yeri ara ara hissedersin.Zehrin dokunup yıprattığı mekan orasıdır çünkü.Sindire sindire kana karışır.Bir yerdeki hüzne bütün bir bünye alışır.

"Varmı benden bedbin?"dersin sesli sessiz yüreğine.

Ama boştur bu serzenişler.Gene o zehrin şifası zamanla kendini gösterir.

Ve hiç birşey kalmaz sonunda.

Az bir sızı diğer sızılar geldiğinde hatırlanılan.

Eğer ki şanslıysan o sızıda geçiçidir.

Şanslı olmak sızının geçiş müddetiyle alakalı değildir ama.

Nasiple alakalıdır.Sığınmayla dosttur, yakarışla kuvvetlendirir kendini.

Bu zehir ve panzehir olacaktır elbet. Kuvvetlenmek için dostu bulmak için...

Tek sığınılacak olana kavuşmak için şarttır zehir ve panzehirin iş birliği.

Ve sonunda o nasipli kısım kavuşur, yerine yurduna...

Kavuşmak ümidiyle...

14 Tem 2010

Art arda izlediğim filmler


UZAK İHTİMAL

Tarık Tufan'ı severim, çok zaman önce aklımdaydı bu film unutmuşum film unutulan yere geri dönünce izleyiverdim.

Film Fransız filmleri gibi, hani şu sanki amatör kamerayla çekilmiş kavgaları bile sakin olan filmler gibi.

Bir müzezzinimiz var görev için İstanbul'a gelen yan komşusu Hristiyan bir kız.

Öyle böyle derken kızı çok merak ediyor.

Adam çok iyi niyetli biri ama iyi niyet yetmiyor her şeye.

Kıza açılamıyor kızda ona açılamıyor bir türlü.

Kız rahibe olmaya kararlı.Bu konuya hakim bir film.

Ben yarım kalan filmleri kitapları sevmem...

Benim filmlerinde bitiş sahneleri tam olmalı.

Hüzünse tam yaşanmalı ,mutluluksa doyasıya hissedilmeli.

Kısacıktan olunca anlayamıyorum :)

Tamam belki sonu var bunun ama işlenişi çok üstünkörü filmin .

Yalnız verdiği birçok mesaj var alabilene.

Fransız filmleri sevenlere, farklı bir hayat portresi izleyelim diyenlere önerilir.

Hatta "aman aç izle bir film sevsende sevmsende" derim...:))

Art arda izlediğim filmler







BÜŞRA

Film çıkmadan reklamlarını boy boy gördüğümüz belki farklı noktalara değinir dediğimiz bir film.

Filme prim vermemek adına gitmediğim bir film:)

Reklamlarından sebep önyargıyla izlemeye koyulduğum film

Ne idiğü belirsiz (TDK'da böyle bir söylem yok sanırım :) ) bir film

Yani doğrularda var yanlışlarda

Zoraki örtünmek gibi bir izlenimi de var inanç izlenimi de bilmiyorum

Şimdi neden tutmadığını anlıyorum kötü

Bir de son sahne var ki gündüz bile insanın tırsarak geçtiği in cin vesair olan park
-Maçka parkı ya da sanat parkı gibi bir şeydi - "o parkta gece gece ne işiniz var ey aklı selim insanlar" diyesi geliyor insanın ,tabi yaralanırsın..
Yani öyle basitleştiriyorlar ki şu başörtüsü olayını gel de anlamaya çalış...

Böyle bir film işte içki delisi bir adamın normal örtülü bir kızla hikayesi...

Ehh film işte...