23 Tem 2010

Geceleri seviyorum...
Sanırım yalnız kalmaya bahanem olduğu ve tek fırsatı bulduğum için.
Dinliyorum kendimi geceleri.
O beni dinliyor ben geceyi sanki.
Gün bazen zihnimde film fragmanları gibi dönüyor dönüyor süründürüyor kendini bazense umrumda değil hayat; dün,bugün,yarın,gün pek birşey ifade etmiyor...
Bugün de gecede yazıyorum gene.
Penceremin camını açtım hafif içeri girmeye çalışıyor rüzgar ama nafile sıcaklık müsade etmiyor.
Gece bile mesai yapıyor birçok yaratılmış...
Hep günlük denen şeyleri de gece yazardım hiç biri kalmadı hepsini ya yırttım ya yaktım.
Bu sayfa da öyle bir şey işte ;ama sonu ne zaman gelir bilmem.
Bildiğim şeylerden biri o kadar yapmak istediğim şey var ki!Hepsini sınav sonrasına bırakıyorum.Blogları yenilemek, bi sürü kitap okumak ,çokça film izlemek en önemlisi sorumluluktan kurtulmak bir müddet.
Bir de belki fotoğraf çekmek.Bu ara taktım çekilen fotoğraflara bakmaya.Haydarpaşa favorim:)) ancak saati de dahil olması.Belki gider orada poz da veririm :))
Böyle işte...
Herşey geçiyor hep umutlar değişiyor ama hep aynı dünya.
Gece sohbeti de iyi geldi:)) artık uyuyabilirim...

18 Tem 2010

,

Hem zehirdir zaman hem panzehir

Birden verdi de zehrini bitirdi sanırsın oysa daha vardır zulasında!

Bitmez öyle kolay kolay.Büyüdükçe çoğalır zehri ve ona inat panzehiri.

Bir dokundumu o yakar ta içeri nerede olduğunu bilemeyecek kadar içeri, o kadar içeri ki sana aitmi değilmi şaşırırsın bazen.O sızlayan yeri ara ara hissedersin.Zehrin dokunup yıprattığı mekan orasıdır çünkü.Sindire sindire kana karışır.Bir yerdeki hüzne bütün bir bünye alışır.

"Varmı benden bedbin?"dersin sesli sessiz yüreğine.

Ama boştur bu serzenişler.Gene o zehrin şifası zamanla kendini gösterir.

Ve hiç birşey kalmaz sonunda.

Az bir sızı diğer sızılar geldiğinde hatırlanılan.

Eğer ki şanslıysan o sızıda geçiçidir.

Şanslı olmak sızının geçiş müddetiyle alakalı değildir ama.

Nasiple alakalıdır.Sığınmayla dosttur, yakarışla kuvvetlendirir kendini.

Bu zehir ve panzehir olacaktır elbet. Kuvvetlenmek için dostu bulmak için...

Tek sığınılacak olana kavuşmak için şarttır zehir ve panzehirin iş birliği.

Ve sonunda o nasipli kısım kavuşur, yerine yurduna...

Kavuşmak ümidiyle...

14 Tem 2010

Art arda izlediğim filmler


UZAK İHTİMAL

Tarık Tufan'ı severim, çok zaman önce aklımdaydı bu film unutmuşum film unutulan yere geri dönünce izleyiverdim.

Film Fransız filmleri gibi, hani şu sanki amatör kamerayla çekilmiş kavgaları bile sakin olan filmler gibi.

Bir müzezzinimiz var görev için İstanbul'a gelen yan komşusu Hristiyan bir kız.

Öyle böyle derken kızı çok merak ediyor.

Adam çok iyi niyetli biri ama iyi niyet yetmiyor her şeye.

Kıza açılamıyor kızda ona açılamıyor bir türlü.

Kız rahibe olmaya kararlı.Bu konuya hakim bir film.

Ben yarım kalan filmleri kitapları sevmem...

Benim filmlerinde bitiş sahneleri tam olmalı.

Hüzünse tam yaşanmalı ,mutluluksa doyasıya hissedilmeli.

Kısacıktan olunca anlayamıyorum :)

Tamam belki sonu var bunun ama işlenişi çok üstünkörü filmin .

Yalnız verdiği birçok mesaj var alabilene.

Fransız filmleri sevenlere, farklı bir hayat portresi izleyelim diyenlere önerilir.

Hatta "aman aç izle bir film sevsende sevmsende" derim...:))

Art arda izlediğim filmler







BÜŞRA

Film çıkmadan reklamlarını boy boy gördüğümüz belki farklı noktalara değinir dediğimiz bir film.

Filme prim vermemek adına gitmediğim bir film:)

Reklamlarından sebep önyargıyla izlemeye koyulduğum film

Ne idiğü belirsiz (TDK'da böyle bir söylem yok sanırım :) ) bir film

Yani doğrularda var yanlışlarda

Zoraki örtünmek gibi bir izlenimi de var inanç izlenimi de bilmiyorum

Şimdi neden tutmadığını anlıyorum kötü

Bir de son sahne var ki gündüz bile insanın tırsarak geçtiği in cin vesair olan park
-Maçka parkı ya da sanat parkı gibi bir şeydi - "o parkta gece gece ne işiniz var ey aklı selim insanlar" diyesi geliyor insanın ,tabi yaralanırsın..
Yani öyle basitleştiriyorlar ki şu başörtüsü olayını gel de anlamaya çalış...

Böyle bir film işte içki delisi bir adamın normal örtülü bir kızla hikayesi...

Ehh film işte...






8 Tem 2010




Bu gece kavuşmaktır en gerçeğiyle...
Kabul etmektir varlığı ve yokluğuyla.
Aklın şaşırıp kaldığı kalbin sıkı sıkı sardığı bir miraçtır.
Şu ana kadar olmuş ve olacakların en kıymetlisidir.
Maddeten ulaşılması mümkün olmayan bir olaydır ;ancak manen belki nasip dediğimiz...
Düşününce kulu sevmek büyük bir hadisedir ya O'nu yoktan var edeni sevmek?
Bu aşkı anlamak kolay değildir ;ancak azında tadı vardır ya düşünmek , hissetmek için.
Kalbi Rabb'le dolan belki çok farklı anlatır hislerini ya da anlatamaz nasıl anlatsın?
Anlamak için yaşamak gerekir elbet yaşamak içinse hakiki kul olmak gerekir.
Kim bilir nasıl bir duygudur o hakiki kulluk aşkı!
Bu gece büyük bir ödül gecesidir belki de kullarının kulluklarını anlama gecesi...
Miraç kandilimiz mübarek olsun...
O aşka erişmek duası ile...


2 Tem 2010

BAŞ NOT:Günün giriş gelime sonuç halleri ve düşündük, düşünmedik, yaptık ,yapmadıklarım





Moralim 0 ( bu nasıl sıfır :) )

Gün boyunca karar almıştım:Bugün ders çalışmayacağım, kendimi tatile vereceğim...

Yaptım yaptım.Kendimi tezhipe verdim.

Arkadaşımın izlediği o tv dizilerinden birini açtım "Gönülçelen" tezhip çalışırken pek bir güzel gidiyordu.İzlemekten ziyade dinliyordum.Sanki eski Türk filmleri kıvamında.Eski filmlerdeki saflık vardı.

Sonra o kötü an geldi.Yazının lekesini silcem diye kağıdı yırttım:( o kadar emek!

İlk fiyaskoyu verdim...

O sinirle topladım fırçaları ,eskizleri,yaptığım çalışmayı...

Moral bozukluğuyla evde deneme sınavı yaptım...

İkinci fiyasko:(

O da berbattı!

Hayır insan çalışmasa çalışmıyorum der; ama ama...

Şimdiyse günün sinir stresiyle yazıyorum bu yazıyı.

Kulağımda konserden aklımda kalan parça "eğer aklı olaydı kalp asırlarca kanarmıydı" böyle de dinlemek hoşmuş.Durumumun alakası yok ama hareketli gürültü işte...

Belki teselli olur günüme...


Moral boukluğuna çareler ve faydasızlıkları:

Hepsi geçecek telkinleri.Şuana kadar ne kaldı ki? (bunu düşünürken yeni dert meselesi herşey geçici:( hiçbir şey kalmıyor)

Aç bir film izle sadece sana özel olsun eğlenceli birşey (ağlamaya bahane işte ne kadar eğlenceli olsa da dokunacak yeri vardır üzgünsen)

hmmm kahve içmek ben gibi olanlar için kokusu bile ayrı keyf (iç iç kalori eksikliğin var der içindeki mutsuz olmanı seven canavar)

Arkadaştan öneri: "Bardak çanak kır faydalı olabilir."(berbat o kırdıklarımı toplarken daha çok sinirlenirim ve tekrar kırarım kır temizle kır temizle... olacak iş değil)

Yat bi yere başla kızmaya kendine.(10.dakikada uyuya kalırsın kalkınca aptal gibi dolaşmakta cabası.Elde var 0 gene)

Hmm bir öneri daha "temiz hava al" olabilir( İstanbul'da temizini bulmak için nereye gitmem gerek? Şehir dışına mı? Bu da beni mutsuz yapar seviyorum bu şehri.Hem ha deyince gidiliyor mu?)

Şuan yaptığım yöntem müziği hareketli olsun belki düzelirsin hareketsiz olsun belki ağlar rahatlarsın (bana uyar uyar bana diyor şarkıda:) hepsini deneyebilirim önerilerin... tabi fayda ne kadar olur bilmem henüz bir değişim yok bende)

Durup durup dua ediyorum içimden...Başka fayda sağlayan yok sanırım...




1 Tem 2010

Bugün AYI gördüm...



Evet uzun süre görmediğim ayı gördüm...


Yetmedi havai fişekte cabası:)) güzelmiş gökyüzü.

İbnül Cevzi'nin kitabı aklıma geldi orada zeki insanların gökyüzüne baktığı söylenirdi:))

Bu da tastikli zekiliğim oldu:)