14 Tem 2010
Art arda izlediğim filmler
BÜŞRA
Film çıkmadan reklamlarını boy boy gördüğümüz belki farklı noktalara değinir dediğimiz bir film.
Filme prim vermemek adına gitmediğim bir film:)
Reklamlarından sebep önyargıyla izlemeye koyulduğum film
Ne idiğü belirsiz (TDK'da böyle bir söylem yok sanırım :) ) bir film
Yani doğrularda var yanlışlarda
Zoraki örtünmek gibi bir izlenimi de var inanç izlenimi de bilmiyorum
Şimdi neden tutmadığını anlıyorum kötü
Bir de son sahne var ki gündüz bile insanın tırsarak geçtiği in cin vesair olan park
-Maçka parkı ya da sanat parkı gibi bir şeydi - "o parkta gece gece ne işiniz var ey aklı selim insanlar" diyesi geliyor insanın ,tabi yaralanırsın..
Yani öyle basitleştiriyorlar ki şu başörtüsü olayını gel de anlamaya çalış...
Böyle bir film işte içki delisi bir adamın normal örtülü bir kızla hikayesi...
Ehh film işte...
8 Tem 2010
Bu gece kavuşmaktır en gerçeğiyle...
Kabul etmektir varlığı ve yokluğuyla.
Aklın şaşırıp kaldığı kalbin sıkı sıkı sardığı bir miraçtır.
Şu ana kadar olmuş ve olacakların en kıymetlisidir.
Maddeten ulaşılması mümkün olmayan bir olaydır ;ancak manen belki nasip dediğimiz...
Düşününce kulu sevmek büyük bir hadisedir ya O'nu yoktan var edeni sevmek?
Bu aşkı anlamak kolay değildir ;ancak azında tadı vardır ya düşünmek , hissetmek için.
Kalbi Rabb'le dolan belki çok farklı anlatır hislerini ya da anlatamaz nasıl anlatsın?
Anlamak için yaşamak gerekir elbet yaşamak içinse hakiki kul olmak gerekir.
Kim bilir nasıl bir duygudur o hakiki kulluk aşkı!
Bu gece büyük bir ödül gecesidir belki de kullarının kulluklarını anlama gecesi...
Miraç kandilimiz mübarek olsun...
O aşka erişmek duası ile...
2 Tem 2010
BAŞ NOT:Günün giriş gelime sonuç halleri ve düşündük, düşünmedik, yaptık ,yapmadıklarım
Moralim 0 ( bu nasıl sıfır :) )
Gün boyunca karar almıştım:Bugün ders çalışmayacağım, kendimi tatile vereceğim...
Yaptım yaptım.Kendimi tezhipe verdim.
Arkadaşımın izlediği o tv dizilerinden birini açtım "Gönülçelen" tezhip çalışırken pek bir güzel gidiyordu.İzlemekten ziyade dinliyordum.Sanki eski Türk filmleri kıvamında.Eski filmlerdeki saflık vardı.
Sonra o kötü an geldi.Yazının lekesini silcem diye kağıdı yırttım:( o kadar emek!
İlk fiyaskoyu verdim...
O sinirle topladım fırçaları ,eskizleri,yaptığım çalışmayı...
Moral bozukluğuyla evde deneme sınavı yaptım...
İkinci fiyasko:(
O da berbattı!
Hayır insan çalışmasa çalışmıyorum der; ama ama...
Şimdiyse günün sinir stresiyle yazıyorum bu yazıyı.
Kulağımda konserden aklımda kalan parça "eğer aklı olaydı kalp asırlarca kanarmıydı" böyle de dinlemek hoşmuş.Durumumun alakası yok ama hareketli gürültü işte...
Belki teselli olur günüme...
Moral boukluğuna çareler ve faydasızlıkları:
Hepsi geçecek telkinleri.Şuana kadar ne kaldı ki? (bunu düşünürken yeni dert meselesi herşey geçici:( hiçbir şey kalmıyor)
Aç bir film izle sadece sana özel olsun eğlenceli birşey (ağlamaya bahane işte ne kadar eğlenceli olsa da dokunacak yeri vardır üzgünsen)
hmmm kahve içmek ben gibi olanlar için kokusu bile ayrı keyf (iç iç kalori eksikliğin var der içindeki mutsuz olmanı seven canavar)
Arkadaştan öneri: "Bardak çanak kır faydalı olabilir."(berbat o kırdıklarımı toplarken daha çok sinirlenirim ve tekrar kırarım kır temizle kır temizle... olacak iş değil)
Yat bi yere başla kızmaya kendine.(10.dakikada uyuya kalırsın kalkınca aptal gibi dolaşmakta cabası.Elde var 0 gene)
Hmm bir öneri daha "temiz hava al" olabilir( İstanbul'da temizini bulmak için nereye gitmem gerek? Şehir dışına mı? Bu da beni mutsuz yapar seviyorum bu şehri.Hem ha deyince gidiliyor mu?)
Şuan yaptığım yöntem müziği hareketli olsun belki düzelirsin hareketsiz olsun belki ağlar rahatlarsın (bana uyar uyar bana diyor şarkıda:) hepsini deneyebilirim önerilerin... tabi fayda ne kadar olur bilmem henüz bir değişim yok bende)
Durup durup dua ediyorum içimden...Başka fayda sağlayan yok sanırım...
1 Tem 2010
Bugün AYI gördüm...
25 Haz 2010
21 Haz 2010
Kandilini yaktım hayatımın...
Hep bir ışık beklemek anlamsız diye.Önce yanmayı sürdürmek için oksijen şarttı açtım bütün pencerelerini yüreğimin...
Kandili bulmam lazımdı.En ücra köşede beni beklediğini biliyordum.Biraz zor oldu onu tozlu raflardan indirmek.Sadece raf mı tozluydu? Hayır bilakis kendiydi asıl kirlenen ve başladım temizliğe.Umutlarımla yıkanmış suya daldırdım kandilimi...
Tertemiz eyledim...
Nasıl mı yanacaktı?
Dua denen muhteşem ötesi oluşum bana yeterdi.Çok fazla şey yapmadım iki damla göz yaşı akıttım ateş için.Avucumda iki damla göz yaşı yeterdi.İki damla gözyaşım dönüşüverdi kibrite...
Tutuşturdu kandilimi...
Isıttı yüreğimi, buldu beni...
Çok özlemişim ısınnan yüreğimi çok özlemişim kendimi kendimde hissetmeyi çok özlemişim kendimden (kuldan) ötelere güvenmeyi...
Özlemişim...
Yaktım kandilimi artık! Gecelerin zifiri karanlığından korkmuyorum! Sadece kendime yetiyorum ışık aramıyorum...
9 Haz 2010
Hep saklıydı yüzün!
Kendini gizleyen cariye gibi...
Ben arayan oldum Kays misali...
Sense Leyla idin.Bir adını bildim bir seni...
Seni diyorum çünkü geçmiştim maddeden ben.
Ruhtu tek varlığım tek düşüncem.
Zaman işliyor sevdiğim hemde aleyhime.
Sadece benim aleyhime.
Tek tek atıyor senden uzak dakikalar yeni bir sayının üzerine.
Tek tek değişiyor saat adını yenisiyle.
Bense hep sana aşık bekliyorum!
Ben seni beklerken kimbilir sen hangi gönüle dem vuruyorsun?!
Ah minel aşk!
Sana itiraf kölelerine itiraftan pek zor!
Seçe seçe seni seçmek bana ağır gelen.
ahh aşk...
Tek derdim sensin...
Kimsin, nesin, rengin , şeklin ne bilmem.
Ama tek aşkım sensin...
Ben dedikleri gibi "aşka aşık biriyim" ve bu konuda çok yeniyim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)