
Ne yazacağımı bilmeden başladım harcanası satırlara.
Maksat kullanmak oldu.
Kötü emellerime alet ettim belki de:)
Keyifli gibiyim değil mi? Bence de.Aslında keyifsiz hallerimiz keyfin kapısını zorlamasıyla olmuş dakikalarda gibiyim.Bir taraf girmek için acele ederken diğeri almamak adına bıçak bile bilemeye niyetliydi.Ve bir müddetliğine izin verdi.O müddette keyfin içinde gezme keyfine erişmiş bulunmaktayım:)
Geçen haftalarda gemi ziyareti sonrası süre gelen bi sürü dünyanın boş olduğu ve ne kadar iğrençlik içinde yaşadığımızı düşünmekten yoruldum sanırım.Nasıldı o söz tam hatırlamıyorum -şu ahjummalar aşkına olan diziden:) (oh my lady)- :ben bir pisliğim!Bana bulaşmıştır çünkü pisliğin içindeyim.Gibi bir şeydi.Herkes gibi yani...
Sınavdan aldığım nota sonsuz şükürler olsun...Onda bile bana dair bi eksiklik hissettim sevinme açısından.
Hasılı öyle sıyrılmışım ki hayatın penceresinden tekrar asılacağım günü beklermişim gibi.Bugün erkenden bir şarkıyla uyandım "OPPA... pattarira ratta tatta katta tattarira satta" :))) (oppa hariç gerisi uyduruk dil pelesenki) Her neyse.Tezhip için aradığım damlalatımı buldum o bile mutlu etmişti beni.Önceki gün attığım tahrirden bile bu kadar keyf almadım ne alakaysa.
Sonra okuduğum romana döndüm "Korkma ben varım" bol bol gülümsedim:) Gıcırbeye sepmati duydum.Ailesinin halleri hoşuma gitti.Ve hala kulağımda George Baker Little green bag var.Kitabın bitmesini istemiyorum ve yavaş yavaş okuyorum.
Toparlama vakti geldi değil mi?
Yani dünyada bir sürü üzücü olay geçiyor malesef bize dair veya bizle alaksız bizi sarsan.Onları unutmadan bir yerlere tutunmak gerekli.Yoksa öyle bir hal alıyoruz ki o üzücü olaylara dayanacak mecal kalmıyor ve eriyoruzzzz...En iyisi elimizden geleni yapmalı.Ve karamsar olmamalıyız.Arada bir kafa dağıtmalıyız.
Sanki yeğenime öğüt verdim:)) Neyse Selametle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder