27 Eki 2010

Portekiz yemeğiymiş...


Pierre ... yemeğin adını tam hatırlamıyorum.
Aylar evvel Martha Stewart'ta görmüştüm tarifini, bir anda aklıma düşüverdi.Bir becerikliliğim tuttu ki :) başladım yapmaya.Malzemeleri tam hatırlamıyordum aradan uzun vakit geçtiği için ;ancak fena bir şey çıkmadı ortaya.Evdekiler beğendi. Bana biraz erişteyi anımsattı patetesli hali gibiydi eriştenin.
Böyle işte...
Yani bu günlerde içime Derya Baykal'ın ruhu kaçmış gibi.Eski eşyaları yeniliyor böyle yemeklerle uğraşıyorum.Evden hergün çıkmaya bıkmışken şimdi evde durmaya sıkılır oldum.
İnsanoğlu ne nankör değil mi? Öyle de olmuyor böyle de.Hiç bir şeyden memnun olamıyoruz.
Bakalım gelecek günler ne gösterecek şimdilik evdeyiz.Kasım sonrasını bekliyorum...
Kasım ne güzel bir ay...
Biliyorum parçası ve bütünüyle anlamsız bir yazı ama günlük işte:)
Hiç Funda Arar şarkısının bu kadar güzel geleceği aklıma gelmezdi.Ağlayasım var sanırım...
Hayırla...

21 Eki 2010

Benim gündemim (her telden)

Hangi kanalı açsam gündem diye tutturmuş vaziyette.
Bende kendi gündemimden pay biçtim yazayım diye.
Tabi olağan gündemle başlamalı sonrası Allah ne verdiyse:)
Anlamıyorum bu başörtüsü mevzusunu neden bu kadar büyütüyorlar?
Korkuları ne? Ya da hangi hayal ürünü korkuları?
Birilerinin uydurmasyon senaryoları sebebiyle başkalarının gerçekleri mahvoluyor haberleri yok!
Aslında var haberler, ;ancak bencillik işte!
Bari bana dokunmayan yılan bin yaşasın modunda olsaydınız da rahat rahat çözülseydi şu sıkıntılar.Bırakın millet ne giyerse giysin.,.
Moda olarak başörtüsü olsaydı binbir takdirle sokarlardı içeri. Neyse ya gündemden baya etkilenmişim inş. hayırlı olur...
Aylardır bitmesini istediğim dershaneden yarın kurtuluyorum.Nedense mutlu ama garibim.Her girdiğim ortamda oranın en az yarısıyla ayrıldığımda görüşürken buradan tek görüşeceğim 2 kişi:)) bu benim geçimsiz illet biri olduğumu göstermez sadece biz farklı dünyaların insanlarıyız:)))
gene de bittiğine seviniyorum sanırım:)
Resimden de anlaşılacağı üzre gribm sonbahar bekletmedi acı yüzünü..
Görüşmeyeli ya film izledim ya nette fotoğraf baktım.
Çok hoş fotolar var.Bir de tezhipler tabi :)) inş. sınav sonrası devam diyorum.
Burayı kapatırım sanırım dükkan kapalı misali:) şimdilik öyle düşünüyorum yani adamakılllı bi blog açmayı böyle geyikler yapmamayı falan...
Ve izlediklerim:
Aşkın son mevsimi:Tolstoyun hayatı diye izlemeye başladım yanındaki çaylak yardımcının aşk hayatı çıktı.Beklediğimin aksine bi filmdi.İtiraflarımı okuduğumda seneler evvel çok etkilenmiştim.Filmde hiç etki yoktu.Tek doğru yapılmış olan :James Mcavoy'un gerçekten de yüzünün geçmişe yakışması.İzlemeye değmez izlemiş bulundum atlaya atlaya...
Erefpaşalılar: Bu film ne övülmüştü.Beğendim mi? Malesef hayır:( Çok aile tadında konusu çok basit çekimleri tv dizisi gibiydi. Bu da merak ettiklerimdendi.
Çok film hareketler bunlar:
Bildiğimiz güzel hareketlerin aynısı tek fark mekanlar değişik.Çocuklara olumsuz davranış bol.Yeğenimin ısrarıyla açtım baktım olacak gibi değil izin vermedim ben izledim:) kötü teyzeyim biliyorum ama o yanlışı doğruyuı seçemez!
NOT seni seviyorum:
Her yerde karşıma çıkan film.Hiç merak etmediklerimdendi.Tw'de tanışma sahnelerini gördüm izleyeyim bari dedim.Ertesi günlerde izledim meğer asıl ana sahneden girmişim konuya ben :))
Ve çok okumak istediğim kitap: Mümin Sekman Limitsizsiniz
Her yerde karşıma çıkanlardan bir taneside bu kitap.İnsanları ne denli değiştirdiği ne kadar etkili olduğu yazıyordu.Çok merak ettim ve aylar sonra okudum.Sonuç:Anladım ki bir şeyi çok beklememeli.Filmde kitapta ya da herhangi şeyde gözümde büyüyor büyüyor sonra beğenmiyorum.Beni etkilemedi.Kişisel gelişim okuyacaklara Muhammed Bozdağ "Düşün ve başar" daha etkili kanımca, derim...
Hayırlı günler herkese...

12 Eki 2010

HİÇLİK


Hiç bir şey hiç değil!
Öyle görünse de
Her şeyin bir sebebinin olması ne ala bir durum
Hiç! Bir sürü şeyin yanında hiçken bir dolu şeyin içinde çok şey olmak
Hiçlikte kendi içinde ne çok şey barındırıyor
İnsan hiç oldukça çok şeyleşiyor!
Eğildikçe yükseliyor aslında ;ancak doğru şeylerin karşısında eğildikçe!
Sadeleştikçe çoğalıyor gönül , akıl...
Sadeleştikçe daha keskinleşiyor varılması gereken her şey.
Gönül hiç üzere olunca kalp daha bir algılıyor asıl amacı
Hiç dolduruyor benlikleri benlik kalmıyor
Hele o kendimizi kaf dağının ardında gördüğümüz tavırları tanımıyor bile
Anımsayamıyor hiçlik kötü duyguları
Tek derdi kötüleri seçemiyor hiçlikten
Olsun...
O da korunuyor ister istemez
Kötülük ona ulaşamıyor ortağı olmadığı için kişinin nefsinde
Öyle geçiyor hiçli ama çok şeyli günler!
Bu ne mi? Farid Farjad'dan Hiç'i dinlerken anlık hiçliklerim...
Malesef ki kalıcı değiller hepsi misafir bu bünyede.

5 Eki 2010

Avrupa'da yürü Asya'da adımların olsun:)


Haberlerde gördüğüm ve Eminönü'nde şansa denk geldiğim olay.Avrupa'da yürü Asya'da adımların olsun ya da tam tersi benim tabirimle:)

Unutmadan bunu da diyeyim dedim.Farklı bir olay.Kendi çalan piyano misali.İnsanlar ne farklı düşünüyor...Yokken var olmak gibi.

İki tarafta da adımlarının olması çok gizemli:)) ve çektiğim foto.Ve oynayan gençlik.


1001 İCAT SERGİSi




İlk harita


(filli saat)




Dün uğradığım ve içindeki hayret edici bilgilere şaşırdığım insanı mutlu eden bir sergi.

İstanbul'da olanların gitmesi gereken bir sergi bence.Özellikle öğrencileri heveslendirmek adına muhteşem.Çoğu kişi içinde gerçek eşyalar bulunmadığı için beğenmese de bence emek vardı ve bir şeyler öğrenmek adına muhteşemdi.

İslam medeniyetinde bilim ve teknolojinin 7 ile 17. yüzyıl arasındaki 1000 yıllık gelişmeleri aktaran uluslararası sergi Londra'dan sonra İsatnbul Sultanahmet'te.

Bu arada bu gelişmerde bayanları da görmek beni çok mutlu etti:)