13 Nis 2010

Rahmet mi zahmet mi???



Bir damla misali düşmedik mi gökten?

Yağmur yağınca hep denmezmi "Rahmet yağıyor"?

Rahmeti hep göklerde midir?

Hz. Adem'in geldiği yer uçsuz bucaksız sema değil midir?

Ne kadar çabuk unuttuk her şeyi.Yaratılışımızı ,yaşayışımızı,varlığımızı,yokluğumuzu...

Rahmet olarak gönderilenin yardımcıları değilmiyiz?

Bu ara düşünüyorum "bu dünyada devamlı mutluluk beklemek ahmaklıktan başka bir şey değildir" diye...

Geçici alemin boş lafızlarıyla doldurduğumuz hayatın anlık hoşlukları var sadece.

Kim tamamiyle bana yeter yaşadıklarım mutluyum başka bir şey istemem der ki?

Belki de istemek gerekli.Eğer istemezsek asıl o zaman mutsuzlaşırız, eksiksiz olduğumuz sanıp kuvvetlendiririz enaniyetimizi, hep durduğumuz noktada kalırız faydasız olan taş misali(hoş o bile faydalı değil mi? Bir görevi vardır)

Ama insan bazen o görevi bile yerine getiremez! Taş kadar olamaz! Görevlerini hiçe sayar.Yaşar yaşar çekip gider aledmden ne izi kalır dünyada ne iz götürür öbür tarafa.Boş yaşamın sonucunda boşluk dolu bir hiç olur...

Rahmetken zahmet olur...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder